ASLAN VE SIRTLAN ‘BELGESEL’
in ASLAN VE SIRTLAN VAHŞİ DOGA BELGESELERİ
as sırtlan aslan ve avlanmaları belgiseler, Vahşi hayvanlar sırtlan aslan BELGESEL
MUST SEE – Zebra vs Crocodile. Zebra Destroys… ile animalkingdom4
Yaratıcı Var Demekle Olmaz
in Genel, İslami Konular
as Yaratıcı Var Demekle Olmaz
Ateist de olsa, deist de olsa İslamiyet’e inanmayan dinsizdir. Deist, bir yaratıcı var dediği hâlde, hiçbir dine ve peygambere inanmayan kâfir demektir. Nasreddin Hoca’nın, (Doğduğuna inanıyorsun da, öldüğüne niye inanmıyorsun?) dediği gibi, (Ben öğrenciyim, ama öğretmene, derse, imtihana inanmam) denir mi? Öğrenci ise, öğretmene, derse inanması gerekir. (Ben kanuna inanırım, ama savcıya, mahkemeye inanmam) denir mi? Ortada bir kanun varsa, bunu hazırlayanlar var, onları uygulayan mahkemeler var demektir. Yaratık yani kul ise, onu yaratana inanması lazımdır. Gerçekten yaratıcıya inanan kimsenin, elbette onun emir ve yasaklarına da inanması gerekir.
Galeri
- Eski kültürlerde toplum üretilecek resimlerin konusunu, tekniğini, biçimini, malzemelerini denetim altında tutar, yapıtların s niteliğini (örn dinsel, bezemeci, eğitsel, eğlendirici vb) belirlerdi Ressamlar yaratıcı bir sanatçıdan çok becerikli bir zanaatçı gibi görülürdü Daha sonraları Uzakdoğu’da ve Rönesans Avrupası’nda bağımsız sanatçılar çıkmaya başladı Bunlar yapıtlarının altına adlarını yazıyor, taşanında ve bazen de konu seçiminde söz sahibi oluyor, işverenleriyle (koruması altında çalıştıkları kişiler) kişisel ilişki kuruyor, toplumda saygı görüyorlardı 19 yüzyılda sanatçıya sürekli bir çalışma ortamı sağlayan işverenler giderek yok olmaya başladı Sanatçılar topluma yalnızca galeriler ve müzeler aracılığıyla ulaşabilir duruma geldiler Artık yaşamlarını ödüllerle ya da devletten ve sanayi kesiminden aldıkları siparişlerle sürdürüyorlardı Değişen bu ortam içinde sanatçılar kendi anlatım dillerini geliştirme, yeni ve alışılmadık biçim, malzeme ve teknikleri deneme özgürlüğüne kavuştular Özellikle Batı sanatında egemen olan, geleneksel sınırları sürekli zorlama eğilimi, art arda yeni üslupların ortaya çıkmasına yol açtı Sanatla ilgili yayınların artması, gezici sergilerin düzenlenmesi, sanat merkezlerinin kurulması da bu olguyu destekleyen başka etkenler oldu Kaynak: resim-sanati-ile-ilgili-bilgi.
- Resmin biçimsel tasarımı çizgilerin, biçimlerin, renklerin, tonların, doku özelliklerinin anlatımcı bir düzen içinde bir araya getirilmesiyle oluşur Renklerin ve imgelerin bir araya getirilmesi içerik açısından betimsel ya da simgesel anlamlar taşıyabilir Ama bir duyguyu, uyumu, gerilimi ya da mekân, hacim, hareket, ışık gibi görsel kavramlan yansıtmada, içerikten çok renk ve biçimin ilişkisi önem kazanır Çizgi, içerdiği anlatım gücüyle resmin önemli öğelerinden biridir, ince, kalın, düz, kesik, doğru, eğri, dalgalı, kırık çizgiler yineleme ya da karşıtlık duygusu uyandırmak amacıyla kullanılır Çizgilerin arasındaki alanların değişik renk ve tonlarla boyanması ise hacim, ağırlık, mekân içindeki konum, doku gibi nitelikleri belirler guzel-yazilar-makaleler-resim-sanati-ile-ilgili-bilgi.html
- *Görmek, yaratmanın başlangıcıdır.Henry Matisse 1941 *Resim, kelimesiz bir şiirdir. Horatius *Resim, çok geniş köklü kültüre ve metoda dayanır. Resmi ilimsiz ve pratik olarak yapabileceğini sananlar, pusulasız, dümensiz bir geminin tayfalarınabenzerler. Nereye gittiklerini kesin olarak bilmezler. Leonardo. Da Vinci. *Resim göze seslenir.Ruhun penceresi de gözdür.Leonardo Da Vinci. *Resim yapmaya başlarken, sanki o zaman kadar hiç resim yapmamışlım gibi işe koyulurum. Jean Bazaine *Göz,insana kulaktan daha olgun bir izlenim verir.Görülmüş şeye, işitilenden daha çok güvenilebilir. Onun için sessiz bir şiir olan resim sanatı, diğerlerine göre pozitif ilimlere daha yakındır. Leonardo Da Vinci. *Bir tabloya bakarken,onun neyi göstermek istediğini unutmak gerekir. Henri Matisse
- Osmanlı İmparatorluğu Osmanlı Devleti, 13. yüzyıl sonlarından 20. yüzyılın ilk çeyreğine değin varlığını sürdüren Türk devleti. Anadolu’da kurulmuş, sınırları tarihi boyunca çok değişmekle birlikte en geniş döneminde bugünkü Arnavutluk, Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya, Romanya ye Akdeniz’in doğusundaki adaları, Macaristan ve Rusya’nın bazı kesimlerini, Kafkasya, Irak, Suriye, Filistin ve Mısır’ı, Cezayir’e kadar tüm Kuzey Afrika’yı ve Arabistan’ın bir bölümünü kapsamıştır.

